Cuma , 22 Kasım 2019
Anasayfa » Para Dünyası » Brexit Nedir? Tartışmalı Süreci, Anlaşması ve Ekonomiye Etkileri

Brexit Nedir? Tartışmalı Süreci, Anlaşması ve Ekonomiye Etkileri

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci yılan hikayesine döndü. Yapılamayan Brexit anlaşması, tartışmaları ve dünyaya etkileri sizlerle:

Brexit Nedir? Tartışmalı Süreci, Anlaşması ve Ekonomiye Etkileriİngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılık kararı, 23 Haziran 2016 referandumu ile netleşti. Buna karşın o zamandan beri Brexit, dört kere ertelendi. Anlaşması ise bir türlü onay alamıyor. Peki, neden bu süreç böylesine karmaşık bir hale dönüştü?

Brexit, İngiltere’nin bir parçası olan Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınır gibi konularla sonuçlanamıyor. Üç yılı aşkın süredir devam eden süreç neredeyse üç başbakan eskitmiş olacak. Birçok istifaya da neden olan Brexit anlaşması ve sürecini sizler için ele almak istedik.

İşte Brexit hakkında bilmeniz gereken konular:

Brexit Nedir?

Brexit Nedir?Brexit, “British Exit” kısaltmasıdır. İngiltere’nin AB’den çıkışı için yapılan referandum kararı sonucunda oluşmuştur. 23 Haziran 2016’da yapılan referandumun sonucu beklentilere meydan okumuştur.

Ayrılık kararı küresel piyasaları sarsmıştır. İngiliz sterlininin dolar karşısında 30 yılın en düşük seviyesine gerilemesine neden olmuştur.

Dönemin başbakanı olan David Cameron, AB’de kalma yönünde kampanya yürütmüştür. Referandumdan ayrılık çıkması sonucunda bir gün sonra istifasını açıklamıştır.

Muhafazakar Parti’nin lideri olan Cameron’un yerine Theresa May gelmiştir. May ise AB’nin Meclisi’nde onaylanan anlaşmayı İngiltere Parlamentosu’nda oylamaya sunarak 3 kere başarısız olmuştur.

Theresa May, oylamalardaki başarısızlığı ve aldığı baskılar sonrasında 7 Haziran 2019’da istifa etmiştir. May’in yerine ise Temmuz ayında eski Londra Belediye Başkanı ve Dışişleri Bakanı olan Boris Johnson seçilmiştir.

İngiltere’nin AB’den ayrılığı için ilk tarih 29 Mart 2019 olarak belirlenmişti. Mevcut yasaya göre anlaşma olsun veya olmasın, bu tarihte ayrılığın gerçekleşmesi bekleniyordu. Ama öyle olmadı.

İlk ayrılık tarihine kadar geçen sürede yaşanan tartışmalar ve bir anlaşmanın sağlanamaması nedeniyle ilk erteleme için işlemler başlatıldı. Ancak AB Liderler Zirvesi, İngiltere Parlamento’nun mevcut ayrılık anlaşmasına bağlı bir karar verdi.

AB, Brexit’in 22 Mayıs’a ertelenmesine karar verirken, May 30 Haziran’a kadar bir erteleme istemişti. Ama bir anlaşma yine sağlanamamış ve yeni bir erteleme sürecine girilmişti.

Üçüncü erteleme ise AB tarafından 31 Ekim tarihine belli şartlarla yapılmıştı. Bu tarihe kadar yine bir anlaşmanın sağlanamaması sonucunda 31 Ocak 2020 tarihine işaret edildi.

Bu süreçte birçok tartışma yaşandı ve Brexit içinden çıkılamaz bir hale döndü. Erken seçim, ikinci bir referandum ve Brexit’in iptali gibi birçok tartışmayı da beraberinde getirdi.

Brexit Anlaşması Nedir?

Brexit Anlaşması Nedir?İngiltere’nin AB’den ayrılığı için belli konularda anlaşma sağlanması gerekiyordu. Ticaret ve gümrük konuları ise bunların başında geliyordu. Üstelik İngiltere’nin bir parçası olan Kuzey İrlanda konusu da bulunuyordu.

Brexit anlaşması, bu konuların belirlenmesi adına AB ile İngiltere tarafları arasında onaylanan bir anlaşmayı temsil etmektedir. Ancak henüz böyle bir anlaşma bulunmuyor.

Hem Theresa May hem de Boris Johnson, AB ile anlaşmaya vardığı maddeleri, İngiltere Parlamentosu’ndan geçiremedi. Doğal olarak bir ayrılığın gerçekleşmesi için bir anlaşmaya varılamadı.

Bu kapsamda, anlaşmasız ayrılık da bir seçenekti. Ancak İngiltere, “sert Brexit” olarak adlandırılan bu ayrılığı da istemediğini yasalarla belli etti. Dolayısıyla AB ile İngiltere arasında henüz tam olarak bir Brexit anlaşması bulunmuyor.

Ama bu ortada bir anlaşma bulunmadığı anlamına gelmiyor. AB ile İngiltere lideri arasında uzlaşılan bir anlaşma var; ancak bunun maddeleri İngiltere Parlamentosu’ndan geçemedi.

Taslak Brexit geri çekilme anlaşması, 585 sayfa uzunluğundadır ve ayrılığın nasıl olacağını anlatır. Bu taslak 14 Kasım 2018 tarihinde ortaya çıktı.

Taslağın maddelerini inceleyen uzmanlar ise kilit noktaları belirlediler. Bu noktalar şu şekilde:

Geçiş Konusu

Taslağa göre; İngiltere hükümetinin uygulama dönemi olarak adlandırdığı geçiş süresi, 21 ay sürecek. Ayrıca İngiltere’nin tüm AB kurallarına uyması gerekecek. Ancak kurumlarının üyeliğini kaybedecek.

Taslak geri çekilme anlaşması, geçişin uzatılabileceğini ancak sadece bir veya iki yıllık bir süre olabileceğini de söylüyor. Aynı zamanda hem İngiltere hem de AB, herhangi bir uzatma konusunda anlaşmalıdır.

Uzmanlar, geçiş detaylarının yeni olmadığını ancak biraz garip olduğunu düşünüyorlar. İlk garip noktanın, hükümetin kontrolü geri aldığını ilan etmesi için 21 ay veya daha uzun bir süre beklemesinin gerekmesi olduğu söyleniyor.

Üstelik İngiltere, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Adalet Divanı’nda bir varlık sahibi olmayacak. İngiltere, AB kural ve düzenlemelerini yaparken veya değiştirirken resmi olarak söz sahibi olmayacak, ancak bunlara uyması gerekecek.

Geçişin en büyük avantajı ise işletmelerin ve hükümetlerin yeni bir rejime hazırlanmalarında daha fazla zaman kazanması ve AB dışına çıkmanın yolunu yumuşatmasıdır. Ayrıca İngiltere’ye, gelecekteki bir ilişki müzakere edilirken güvenlik gibi önemli konularda AB veri tabanlarına erişme hakkı verecek.

Para Konusu

Taslak anlaşma, Birleşik Krallık’ın tüm yükümlülüklerini yerine getirmek için AB’ye ödemesi gereken finansal uzlaştırma (ayrılık faturası) hesaplarını da düzenler. Uzmanlar belgede hiçbir rakamın görülmediğini, ancak en az 39 milyar sterlinin birkaç yıl için ödeneceğini söylüyorlar.

Bu paranın bir kısmının, İngiltere’nin geçiş döneminde yapması gereken maddi katkı olacağı biliniyor. 2018/19’da İngiltere’nin AB bütçesine katkısının net 10,8 milyar sterlin olduğu tahmin ediliyor.

Geçiş süresinin uzaması halinde, ayrı ayrı kararlaştırılacak olan AB bütçesine ek İngiltere ödemeleri yapılması gerekecek.

Uzmanlar, ayrılık faturasının büyüklüğünün asla çözülmeyecek büyük bir mesele olduğunu belirtiyorlar. Ancak hükümetin, finansal bir uzlaşma olmadan, diğer konularda ilerlemenin imkansız olacağını bildiği de belirtiliyor.

Paranın hala bir tartışma nedeni olduğu; çünkü birçok Brexit destekçisinin, İngiltere’nin AB ile gelecekteki ticaret ilişkisinin doğası hakkında herhangi bir güvencesi olmadan büyük meblağların dağıtılmasından hoşlanmayacakları söyleniyor.

Öte yandan ödemeyi reddetmek herhangi bir ilişkide bozulmaya neden olacaktır ve mahkemede sonuçlanabilir.

Vatandaşlık Hakları Konusu

Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği, çeşitli vatandaşlık haklarını getirmiştir. İngiltere’nin ayrılığı ile bu haklarda ne gibi değişiklikler olacağı da merak ediliyor.

Ancak Mart ayında çıkan ilk geri çekilme anlaşmasının taslağında bu konuda bir değişikliğe yer verilmedi. AB’deki İngiltere vatandaşları ve İngiltere’deki AB vatandaşları Brexit sonrasında ikamet ve sosyal güvenlik haklarını elinde tutacaktır.

Geçiş döneminde başka bir AB ülkesinde ikamet eden vatandaşların geçişin ardından o ülkede kalmalarına izin verilecek. Aynı AB ülkesinde beş yıl kalan herkesin daimi ikamet başvurusunda bulunmasına da izin verilecek.

Avrupa Parlamentosu vatandaşların haklarını birinci öncelik haline getirme sözü vermişti. Ancak her iki taraftaki politikacılar vatandaşlara kalmalarını istediklerini söylerken, Brexit süreci çok büyük bir endişe ve belirsizlik yarattı.

Örneğin; diğer AB ülkelerindeki İngiliz vatandaşları, geçiş döneminden sonra sınırlar boyunca çalışıp çalışamayacaklarını hala bilmiyorlar.

Çünkü ikamet hakları sadece yaşadıkları ülke için geçerli. Mesleki niteliklerin tanınması ve şu anda sahip oldukları şartlarla üniversite eğitimine erişim, çözülmemiş konulardır.

Kuzey İrlanda ve Backstop Konusu

Brexit sürecinin en tartışması konusu backstop olarak görülüyor. Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınırı kapsayan bu konu, Başbakan Boris Johnson’ın çeşitli önerileri ile parlamentoya sunulmuş ama yine de sorun çözülememişti.

Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti arasında zor bir sınırdan kaçınılıyor. 2020 sonuna kadar uzun vadeli bir ticaret anlaşması yapılmazsa ve geçiş süresinin uzatılmaması durumunda, AB ile Birleşik Krallık arasında tek bir gümrük bölgesini ifade etmektedir.

Kuzey İrlanda, AB ile İngiltere’nin geri kalanından daha derin bir gümrük ilişkisi içerisinde olacak. Ayrıca AB tek pazarının kuralları ve düzenlemeleri ile daha yakından uyumlu hale getirilecek.

Backstop devam ettiği sürece, İngiltere aynı gümrük bölgesinde kalırken rekabet avantajı elde etmemesini sağlamak için seviye hareket alanı koşullarına tabi olacak.

İngiltere, bağımsızlığı geride bırakamaz ve AB ile birlikte karar verilmesi gerekiyor. Tek bir gümrük bölgesi, geçici bir gümrük birliği için temel olarak başka bir isimdir.

Gerekirse İrlanda sınırında sürtünmesiz ticaretin devam etmesini sağlayacaktır. Ancak İngiltere’nin dünyadaki diğer ülkelerle mallar üzerindeki tarifelerin kaldırılmasını içeren herhangi bir ticari anlaşma yapmasını engelleyecek.

Bu, özellikle AB rızası olmadığı sürece, bu backstop noktasından çıkacak garantili bir rota olmadığı için Brexit’in taraflarını altüst ediyor. İrlanda/Kuzey İrlanda Protokolü, müzakere taslak sözleşmesinin en zor kısmı olarak görülüyor.

Sulara Erişim ve Balıkçılık Konusu

Anlaşma, İngiltere sularında AB balıkçılığına erişim konusunda ayrı bir anlaşmaya varılması gerektiğini de söylüyor.

Belgede, “Birlik ve Birleşik Krallık, sulara ve balıkçılık olanaklarına erişim konusunda bir anlaşmayı imzalamak ve onaylamak için ellerinden gelen çabayı gösterecektir,” ibarelerine yer verilmiştir.

Çoğu ülkede sektör ekonominin küçük bir bölümünü oluştursa da balıkçılık her zaman önemli bir konu olmuştur. Balıkçılık, tek bir gümrük bölgesi için yapılan planların dışında bırakılmıştır.

Çünkü birçok ülke Birleşik Krallık balık ürününün AB pazarlarına engelsiz erişime izin verileceği fikrine itiraz etmiştir. Buna karşılık AB teknelerinin Birleşik Krallık balıkçılık sularına erişim izni verileceği konusunda herhangi bir garanti vermemiştir.

Yasalar ve Anlaşmazlıklar

İngiltere geçiş sırasında Avrupa Adalet Divanı (ECJ) yetkisi altında kalacak. Geri çekilme anlaşmasının yorumlanmasıyla ilgili herhangi bir anlaşmazlığı çözmek için İngiltere-AB ortak bir komite oluşturacak.

Eğer kilitlenme tetiklenirse ve İngiltere, AB ile tek bir gümrük bölgesi oluşturuyorsa ECJ, İngiltere ile AB arasındaki anlaşmazlıkları doğrudan çözemeyecektir. Bunun yerine tüm uyuşmazlık çözüm prosedürü bir tahkim paneli tarafından desteklenecek.

Taslağa göre; herhangi bir anlaşmazlık AB hukukunun yorumuna dayanıyorsa tahkim paneli bağlayıcı bir karar için ECJ’ye havale eder.

Bu taslak anlaşmanın çoğunun, AB hukuku ile ilgili olduğu için ECJ’ye büyük bir rol düştüğü söyleniyor. Uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin tahkim sistemi, bir bağımsızlık sempatisi yarattığı söyleniyor. ECJ kararları geçiş sona erdiğinde Birleşik Krallık’ta artık doğrudan bir etkiye sahip olmayacaktır.

Bunun, İngiltere hükümeti için önemli bir ilke olduğu söyleniyor. Ancak Avrupa Mahkemesi’nin, gelecek yıllar boyunca İngiltere’yi dolaylı olarak etkilemeye devam edeceği de biliniyor.

Boris Johnson’ın Brexit Anlaşması Taslağı

Boris Johnson’ın Brexit Anlaşması TaslağıSıkı bir Brexit destekçisi olan Boris Johnson, başbakanlık görevine gelirken ne olursa olsun 31 Ekim’de ayrılığın gerçekleşeceği iddiasında bulunmuştu. Bu sözleri ise bazı kişileri fazlasıyla rahatsız etmiş ve zaten az destekçisi olan Johnson’a bazı engeller getirmişti.

Johnson, Ekim ayı son tarihine kadar AB’yi terk etmek için kampanya yürüttü. AB’yi anlaşma yapmadan terk etmeye hazır olduğunu söylemişti. İngiliz ve AB müzakerecileri, 17 Ekim’de yeni bir ayrılık anlaşması konusunda anlaştılar.

Johnson’ın anlaşmasının, yukarıda önemli maddelerini gördüğünüz May’in anlaşmasından ana farkı, İrlanda’nın backstop maddesini yeniden düzenlemek oldu. İrlanda ve Kuzey İrlanda konusunda revize edilmiş protokolü buradan okuyabilirsiniz.

İngiltere’nin 31 Ekim 2019 tarihine kadar AB’yi terk etmesi beklenirken, İngiltere Parlamentosu hükümeti ayrılık tarihini uzatmaya zorlamak için oy kullandı. Yeni anlaşmayı oylamayı erteleyen parlamento, Johnson’ın AB’den uzatma istemesini yasaya bağladı.

Parlamento, 19 Ekim’de Johnson’ın anlaşmasıyla ilgili bir karar verdi ve Benn Yasası olarak bilinen durumu tetikledi. Sonucunda Johnson, AB’den 31 Ocak 2020’ye kadar müzakere süresinin uzatılmasını istemek zorunda kaldı.

Johnson ise bu süreçte erken seçime gidilmesini istedi ve birkaç kere reddedildikten sonra İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn’in desteğiyle seçime gidilmesine karar verildi.

İngiltere, 12 Aralık 2019 tarihindeki genel seçimlere hazırlanmaya başladı. Normal şartlarda her 5 yılda bir yapılan seçim, 2015 yılından bu yana 3. kez yapılmış olacak.

Brexit Süreci Nasıl Gerçekleşti?

Brexit Süreci Nasıl Gerçekleşti?İngiltere’nin AB’den ayrılık süreci tam bir yılan hikayesidir. Theresa May ve David Cameron’un istifalarına neden olan süreç, şimdi de Boris Johnson aleyhine işliyor. 12 Aralık 2019’daki seçimlere kadar yaşanacaklar merak ediliyor.

Şimdi Brexit sürecinde yaşananlara kısaca göz atalım:

2016 Referandumu ve Sonucu

2016 Referandumu ve SonucuBrexit süreci, İngiltere’nin 23 Haziran 2016 tarihinde yaptığı referandum ile başladı. Referandumda ayrılık destekçileri yüzde 51,9 oyla (17,4 milyon) kazanırken, kalma destekçileri yüzde 48,1 oyla (16,1 milyon) aldı.

Katılım oranı yüzde 72,2 düzeyindeydi. Sonuçlar İngiltere çapında toplandı, ancak genel rakamlar bölgesel farklılıklar gösterdi.

İngiliz seçmenlerin yüzde 53,4’ü Brexit’i desteklerken, İskoç seçmenlerin sadece yüzde 38’i destek verdi. Çünkü İngiltere nüfusunun büyük çoğunluğunu İngilizler oluşturduğu için buradaki destek Brexit’in lehine sonuç vermedi.

Oylama yalnızca Galler’de ayrılık yanlısı olurken, İskoçya ve Kuzey İrlanda’da yapılsaydı kalma yanlılarının çoğunlukta olacağı tahmin ediliyor.

50. Madde Müzakere Süresi

AB’yi resmen terk etme süreci, 29 Mart 2017’de Mayıs’ta Lizbon Antlaşması’nın 50. maddesini tetiklemesiyle başladı.

İngiltere’ye, başlangıçta AB ile yeni bir ilişki müzakere etmek için iki yıllık bir süre verildi. 8 Haziran 2017 tarihinde yapılan erken seçimin ardından Theresa May, ülkenin lideri olarak bu sürece dahil oldu.

Ancak Muhafazakarlar, parlamentoda salt çoğunluğunu kaybetti. AB karşıtı Demokratik Birlik Partisi (DUP) ile anlaşma konusunda fikir birliğine ulaştı. Bu, daha sonra May’in geri çekilme anlaşmasının parlamentoda kabul edilmesini zorlaştırdı.

Görüşmeler, 19 Haziran 2017’de başladı. Bu süreçler, kısmen İngiltere’nin anayasasının yazılı olmadığından kısmen hiçbir ülkenin AB’yi 50. Maddeyi kullanarak çıkmak istememesinden karmaşıklaştı.

25 Kasım 2018’de İngiltere ve AB; vatandaşlık hakları, ayrılık faturası ve İrlanda sınırı gibi konulara değinen 585 sayfalık bir geri çekilme anlaşması üzerinde anlaştı.

Parlamento ilk başta bu anlaşmaya, 15 Ocak 2019 Salı günü oy verdi. Parlamento üyeleri, yakın tarihte Avam Kamarası’ndaki bir hükümetin en büyük yenilgisi olarak anlaşmayı reddetti. Anlaşma 432’ye 202 oy ile yenilmişti.

Theresa May, 16 Ocak’ta yapılan bir güven oylamasından başarıyla çıkarken, B Planı’nı 21 Ocak’ta açıkladı. Plan, sunduğu orijinal anlaşmaya çok benzer olduğu için eleştirildi.

29 Ocak’ta milletvekilleri May’in plana ilişkin tartışmalı İrlanda backstop’unu kaldırmak ve alternatif düzenlemelerle değiştirmek için Brüksel’e dönmesi için oy kullandı. Ancak AB, anlaşmanın yeniden müzakereye açık olmadığını söyledi.

May, Meclis’in desteğini kazanmak için tartışmalı İrlanda backstop hükümlerinde değişiklik istiyordu. Backstop’un geçici olacağı bilinirken, AB karşıtı milletvekillerini bunun İngiltere’nin özerkliğini tehlikeye atacağından endişe duyuyordu.

May, İşçi Partisi tarafından da suçlandı. Anlaşmanın onaylanması veya anlaşmasız bir şekilde çıkış olarak iki seçenek sunulduğu belirtiliyordu.

Milletvekilleri, May’in sözleşmede yasal olarak bağlayıcı değişiklikler yapma iddiasına rağmen 12 Mart’ta 391’e karşı 242 oy kullandı. Bunun sonucunda anlaşmasız Brexit konusu daha çok gündeme geldi.

Parlamento, ayrılığı geciktirmek için harekete geçti ve AB izin verdi. 27 Mart’ta Parlamento üyeleri tarafından oylanan sekiz Brexit alternatifinden hiçbiri çoğunluk kazanmadı.

May’in anlaşması, 29 Mart’ta müzakerelerin bir sonraki aşaması öncesinden istifaya yemin etmesine rağmen 58 oyla reddedildi. Tüm bunların ardından May, 7 Haziran’da istifa etti ve ülkesini yeni bir sürece taşıdı.

Boris Johnson ise May’dan sonra liderlik koltuğuna geçen isim oldu. Johnson, 28 Ağustos 2019 tarihinde Kraliçe’den parlamentoyu 14 Ekim’e kadar askıya almasını istedi ve onayladı.

Bu durum, parlamento üyelerinin AB’den kaotik bir çıkışı engellemesinin önüne geçen bir hile olarak görüldü. Bazıları ise buna bir tür darbe yakıştırması yaptı. Yüksek Mahkeme ise 24 Eylül’deki hareketi yasa dışı kabul etti ve kararı geri çevirdi.

İşçi Partisi, yaklaşık bir düzine milletvekili Avam Kamarası’ndaki bağımsızlar grubundan ayrılmaya karar verdikten sonra kendi kriziyle karşı karşıya kaldı. Bu milletvekilleri, Corbyn’in partideki Yahudi düşmanlığı ve başarısız Brexit politikasını ele almadaki başarısızlığını suçladı.

Aynı şekilde Muhafazakar Parti’den de üç milletvekili bu gruptan ayrıldı. Muhafazakar milletvekilleri politika ve önceliklerinin, partide sert AB karşıtlığı olarak tanımlandığından şikayet ettiler.

Brexit Müzakereleri

İngiltere’nin Brüksel ile görüşmelerinde baş müzakerecisi David Davis’ti ve 9 Temmuz 2018’de istifa etti. Onun yerine Brexit bakanı olarak Dominic Raab getirildi. Raab ise 15 Kasım 2018’de May’in anlaşmasını protesto etmek için istifa etti.

Raab’ın yerine de sağlık ve sosyal bakım bakanı olan Stephen Barclay getirildi. AB’nin baş müzakerecisi ise Fransız bir politikacı olan Michel Barnier oldu.

İki tarafın sürece yaklaşımları, ilk görüşme hazırlıklarında ortaya çıktı. İngiltere, Brexit sonrası Avrupa ile ilişkisinin yanında geri çekilme koşullarını da müzakere etmek istiyordu. Brüksel ise Ekim 2017’ye kadar ayrılık koşullarında yeterli ilerlemeyi sağlamak, ancak sonrasında bir ticaret anlaşmasına geçmek istiyordu.

Müzakerelerde ele alınan konuları ise şu şekilde sıralayabiliriz:

Vatandaşlık Hakları

Brexit müzakerecilerinin karşılaştığı en siyasi sorunlarından birisi, İngiltere’de yaşayan AB vatandaşlarının ve AB’de yaşayan İngiltere vatandaşlarının hakları oldu.

Geri çekilme anlaşması, AB ve İngiltere vatandaşlarının geçiş döneminin sonuna kadar serbest dolaşımına izin veriyor. Geçiş döneminin ardından, çalışmaya devam etmeleri, yeterli kaynaklara sahip olmaları veya iş yapan biriyle ilgili olmaları durumunda ikamet haklarını koruyacaklardı.

İkamet statüsünü kalıcı hale getirmek için ev sahibi ülkeye başvurmaları gerekiyordu. İngiltere bir anlaşmayı onaylamadan ayrılırsa, bu vatandaşların hakları aniden alınabilir. AB vatandaşları, referandumdan bu yana İngiltere’yi giderek daha fazla terk etmeye başladı.

İngiltere Parlamentosu, AB vatandaşlarının Brexit’ten sonra İngiltere’de kalma hakları konusunda savaştı ve yerel bölünmeleri göçle ilgili olarak halka açıkladı.

Referandum ve Cameron’un istifasını takiben, May hükümeti, kraliyet ayrıcalığı kapsamında 50. maddeyi tetikleme ve resmi geri çekilme sürecini kendi başına başlatma hakkına sahip olduğuna karar verdi.

İngiliz Yüksek Mahkemesi, parlamentonun tedbirin onaylaması gerektiğine hükmetti ve Lordlar Meclisi, AB doğumlu sakinlerin haklarını güvence altına almak için ortaya çıkan yasa tasarısını değiştirdi.

O zamanlar Avam Kamarası’nda çoğunluğa sahip olan Muhafazakar milletvekilleri, değişikliği yaptı ve değiştirilmemiş yasa tasarısı 16 Mart 2017’de yasalaştı.

Değişikliğin muhafazakar muhalifleri, tek taraflı garantilerin İngiltere’nin müzakere pozisyonunu aşındırdığını, lehine olanların AB vatandaşlarının pazarlık fişleri olarak kullanılmaması gerektiğini söyledi.

Brexit Mali Uzlaştırma

“Brexit faturası” İngiltere’nin geri çekilmesinin ardından Brüksel’e borçlu olduğu finansal bir uzlaşmadır. Geri çekilme anlaşması belirli bir rakamdan bahsetmezken, hükümete göre 39 milyar sterlin kadar olduğu tahmin ediliyor.

Toplam tutar, İngiltere’nin AB’nin bir üye devleti olarak hareket edeceği ve AB’nin 2020 bütçe taahhütlerine karşı katkısı olacağı için geçiş döneminde yapacağı mali katkıyı içermektedir.

İngiltere aynı zamanda geçiş döneminde AB programlarından ve Avrupa Yatırım Bankası’na (EIB) ödediği sermayeyi içeren varlıklarının bir kısmını da finanse edecek.

Aralık 2017 anlaşması, müzakereleri tamamen rayından çıkarmakla tehdit eden ve uzun süredir var olan bir noktayı çözdü. Barnier’in ekibi, Mayıs 2017’de tasarının düzenlenmesi sırasında dikkate alacağı 70 garip varlığı listeleyen bir belgenin yayınlanmasıyla ilk hamleyi yaptı.

Financial Times, talep edilen brüt tutarın 100 milyar Euro olacağını tahmin ederken, Birleşik Krallık varlıklarından net olarak nihai fatura 55 milyar Euro ile 75 milyar Euro arasında olacağı dile getirildi.

Bu arada Davis’in ekibi ise AB’nin İngiltere’nin faturayı düzenlemek için tercih ettiği metodolojisini sunma talebini reddetti. Ağustos ayında BBC’ye verdiği demeçte, tasarı gibi konularda yeterli ilerlemeyi değerlendirme için son tarih olan Ekim ayına kadar bir rakam veremeyeceğini söyledi.

Ertesi ay ise Avam Kamarası’na Brexit fatura müzakerelerinin müzakere süresi boyunca devam edebileceğini ifade etti.

Davis bu reddetmeyi Lordlar Kamarası’na sundu, ancak iç politika muhtemelen onun suskunluğunu açıkladı. Brexit’e kampanya yapan Boris Johnson, AB’yi 11 Temmuz 2017’de haksız olarak nitelendirdi. Muhafazakar milletvekili ile Brüksel’in ‘bir peni istiyorsa ıslık çalacağını’ kabul etti.

Eylül 2017’de Floransa’daki konuşmasında May’in sözcüsü, İngiltere’nin üyeliği süresince yaptığı taahhütleri yerine getireceğini söyledi Michel Barnier ise Ekim 2019’da gazetecilere verdiği demeçte, İngiltere’nin borcunu ödeyeceğini doğruladı.

Kuzey İrlanda Sınırı

Yeni geri çekilme anlaşması, tartışmalı İrlanda backstop konusunun yerine bir protokol koydu. Gözden geçilmiş olan anlaşma, İngiltere’nin tümünün AB gümrük birliğini Brexit ile bırakacağını söyledi.

Ancak Kuzey İrlanda, mallar söz konusu olduğunda AB düzenlemelerini ve KDV yasalarını takip edecekti. Ayrıca İngiliz hükümeti KDV’yi AB adına alacak.

Bu, İrlanda Limanı’nın büyük limanlarda kontrol edilmesiyle sınırlı gümrük sınırının olacağı anlamına geliyor. Geçiş süresinin bitiminden dört yıl sonra Kuzey İrlanda meclisi bu düzenlemeye oy verebilecek.

Backstop, Brexit çıkmazının ana nedeni olarak ortaya çıktı. Kuzey İrlanda ile İrlanda arasında zor bir sınır olmayacağının garantisi olarak görülüyor. Ayrıca AB’nin tek pazar kurallarını izleyerek İngiltere’yi Kuzey İrlanda ile AB gümrük birliğinde tutan bir sigorta poliçesidir.

Geçici ve müteakip bir anlaşma ile geçersiz kılınan backstop, ancak hem İngiltere hem de AB onay verdiğinde kaldırılabilir. May, bu yüzden anlaşması için yeterince destek alamadı.

AB karşıtı milletvekilleri, ülkenin özerkliğinden ödün vereceği için ve süresiz olarak devam edebileceğinden korktukları için yasal olarak bağlayıcı değişiklikler eklemesini istediler.

AB liderleri şimdiye kadar onu kaldırmayı ve aynı zamanda bir zaman sınırı koymayı reddetti. 11 Mart 2019 tarihinde iki taraf Strazburg’da geri çekilme anlaşmasını değiştirmeyen ancak anlamlı yasal güvenceler ekleyen bir anlaşma imzaladı. Ama bu da bazı Brexit yanlılarını ikna etmedi.

20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca Protestanlar ve Katolikler arasındaki şiddet, Kuzey İrlanda’yı sarstı. İngiliz kıralı ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınır askerileştirildi.

1998 Belfast Anlaşması (Good Friday), hız sınırını kuzeyde saatte milden güneyde saatte kilometreye çeviren işaretleri dışında sınırı neredeyse görünmez hale getirdi.

Hem İngiliz hem de AB müzakerecileri, İngiltere’nin AB’den hareket özgürlüğünü sona erdirmek için yapması gerekebileceğinden sınır kontrollerinin eski duruma getirilmesinin sonuçlarından endişe duyuyorlar.

Yine de Kuzey İrlanda sınırında veya Kuzey İrlanda ile İngiltere’nin geri kalanı arasında gümrük kontrolü yapmadan birliği bırakmak, kaçakçılık için kapıyı tamamen açık bırakıyor.

Brexit’in Ekonomik Sonuçları

Brexit’in Ekonomik SonuçlarıBir çıkış anlaşması sonuçlanıncaya veya 50. Madde’de belirlenen müzakerelerin son tarihi gelene kadar İngiltere, hem ticari bağlantılarından yararlanan hem de yasa ve yönetmeliklerine tabi olacaktır.

Buna rağmen AB’den ayrılma kararının İngiltere ekonomisi üzerinde etkisi oldu. Ülkenin GSYİH büyümesi, ticari yatırımların düşmesiyle 2016’da yüzde 1,9’a, 2017’de yüzde 1,8’e ve 2018’de yüzde 1,5’e geriledi.

IMF, ülke ekonomisinin 2019 ve 2020 yıllarında yüzde 1,5 oranında büyüyeceğini tahmin ediyor. İngiltere Merkez Bankası, 2019 yılındaki büyüme tahminini, finansal krizden bu yana en düşük seviyeye indirdi.

İngiltere Büyüme Tahminiİngiltere’de işsizlik oranı, yılın ilk çeyreğinde 44 yılın en düşük seviyesi olarak yüzde 3,9 seviyesine geriledi. Uzmanlar bunu, yeni büyük projelere yatırım yapmak yerine işçileri tutmayı tercih eden işverenlere bağladı.

2018 yılında sterlin, Brexit oylamasından sonra uğradığı zararları geri almayı başardı. Ancak anlaşmasız bir Brexit ihtimalinin artmasıyla düşüş kaydetti.

Yumuşak Brexit ihtimali gerçekleşirse veya ertelenmesiyle toparlanacağı söylenmişti. Dördüncü erteleme sonrasında dolar karşısında 1,30 sınırına kadar yükseldi.

Sterlin değerindeki düşüş, ihracatçılara yardımcı olurken, ithalatın daha yüksek olması tüketicilere geçti ve yıllık enflasyon üzerinde önemli bir etkiye sahip oldu.

TÜFE enflasyonu, altı ayın en yükseği olan İngiltere Merkez Bankası’nın yüzde 2 hedefini aşan Kasım 2017’ye kadar olan 12 aylık dönemde yüzde 3,1 arttı. Enflasyon en sonunda 2018’de petrol ve gaz fiyatlarındaki düşüşle birlikte gerilemeye başladı ve Ocak 2019’da yüzde 1,8 olarak gerçekleşti.

İngiltere Enflasyonunun DurumuLordlar Kamarası’nın Temmuz 2017’deki bir raporu, İngiliz işletmelerinin tüketiciler için daha yüksek fiyatlara yol açması muhtemel olan Brexit’in ardından yerel doğumlu işçileri cezbetmek için ücret yükseltmek zorunda kalacağını belirttiler.

Britanya, bir serbest ticaret anlaşması müzakeresi olsa bile Brexit’ten dolayı uluslararası ticaretin düşmesi bekleniyor.

Ulusal Ekonomik ve Sosyal Araştırma Enstitüsü’nun eski yardımcı araştırma direktörü olan Dr. Monique Ebell, AB üyeliğinin serbest ticaret anlaşmasıyla değiştirilmesi halinde toplam İngiliz mal ve hizmet ticaretinde yüzde -22’lik bir düşüş öngörüyor.

Diğer serbest ticaret anlaşmaları da muhtemelen zayıflamadı. Ebell, BRIICS ile toplam ticareti yüzde 2,2 artıran bir antlaşma görüyor. ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’yla yapılan bir anlaşma yüzde 2,6 ile daha iyi olacaktır.

Ebell, Ocak 2017’de yaptığı açıklamada, “Tek pazar, tarife dışı engelleri azaltmayı amaçlayan çok derin ve kapsamlı bir ticaret anlaşmasıdır. AB dışındaki çoğu, hizmet ticareti için önemli olan tarife dışı engelleri azaltmada oldukça etkisiz görünüyor,” ifadelerini kullandı.

Hakkında Aysun Bayhan

Borsa, forex ve türev piyasalar hakkında uzun süredir araştırmalar yapıyorum. Edindiğim bilgileri Borsanasiloynanir.co aracılığıyla kaleme alıyorum. Piyasalardaki yenilikleri ve bilinmesi gereken detayları takip ederken; yeni yatırımcılar için önemli bilgileri bir araya getirerek paylaşıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir