Perşembe , 17 Ekim 2019
Anasayfa » Para Dünyası » Para Arzı Hakkında Bilgiler: Nedir? Nasıl Ölçülür? Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Para Arzı Hakkında Bilgiler: Nedir? Nasıl Ölçülür? Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Ekonominin yapıtaşlarından birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz para arzı, merkez bankalarının kontrolündedir. Kısaca ekonomide dolaşan toplam para miktarı şeklinde tanımlanan bu kavramın ne demek olduğuna, nasıl ölçüldüğüne ve etkileyen faktörlere göz atalım:

Para Arzı Hakkında Bilgiler: Nedir? Nasıl Ölçülür? Etkileyen Faktörler Nelerdir?“Bu dünya parasız dönmüyor” veya benzeri tepkileri hayatımızda bir kere dahi olsa hepimiz vermişizdir. Dünyanın dönmesiyle ilgisi olmasa bile bir ülke ekonomisinin döngüsü için para olmazsa olmazdır. Parasız bir ekonomi düşünülemeyeceği gibi, ekonomik kavramlardan da bahsedilemeyecektir. Para kullanımı söz konusu değilken, takas ekonomisi vardı; ama bu devirler artık çok eskilerde kaldı.

İnternetten VİOP İşlemleri Nasıl Yapılır ve Para Kazanılır Risksiz Öğrenin!
Bilgi Almak için Tıklayın.

Cebimizdeki paranın hesabını bildiğimiz gibi, ülkeler de ekonomilerindeki paranın hesabını yapmaktadır. Çünkü bir ülke ekonomisinin dengesi ancak bu şekilde sağlanabilir. Bu dengelerde bir bozulma yaşandığı zaman; enflasyondan faizde, dış borçtan ülke refahına kadar birçok konuda problemler görülmeye başlanıyor. Kabaca bu hesaba para arz ve talep dengesi denirken, yapan yere de merkez bankası deniyor.

Şimdi para arzı derken neyin anlatılmak istendiğine, nasıl ölçüldüğüne ve nelerden etkilendiğine göz atalım:

Para Arzı Nedir?

Para Arzı Nedir?En kısa haliyle para arzı, ekonomide dolaşan toplam para miktarı demektir. Eğer birkaç gün ekonomi haberlerini takip ederseniz mutlaka bu söyleme denk gelirsiniz. Hatta genellikle “M3 para arzı arttı” tarzında söylemlerle duyma ihtimaliniz yüksektir. Çünkü burada M harfi, para arzını tanımlarken, 3 en geniş olanı ifade etmektedir.

Bir ülke ekonomisinde, belli bir dönemde piyasada bulunan para stokuna verilen isim şeklinde de duyacağımız para arzı, piyasaların da temelini oluşturur. Şöyle ki; para piyasası, paraya ihtiyacı olanın faiz ödediği, para fazlası olanın ise faiz aldığı bir ortamdır. Yani para arzı ile talebinin karşılaştığı yere para piyasası denmektedir. Eğer bu iki konu arasında bir denge sağlanamazsa ülkede sorunlar baş göstermektedir. Dolayısıyla paranın hem arzı hem de talebi, ekonomi yönetimi ve merkez bankalarının öncelikli konularındandır.

Arz – talep konusunda en çok bilinen konu, piyasada bir mal çoksa fiyatı düşecektir. Aynı şekilde ekonomide dolaşımdaki para miktarının artması, o paranın değer kaybetmesine neden olacaktır. Tersi durumda, yani dolaşımdaki miktarın azalmasıyla o para değer kazanacaktır.

Paranın değeri faiz ile ölçülmektedir ve bu nedenle para miktarının değişmesi, faiz oranlarının yükselip düşmesine neden olmaktadır. Bir başka deyişle piyasada para bollaştığı zaman (likidite arttığında) faiz oranları düşecektir. Tersi durumda ise faiz oranları artmaktadır. Bu nedenle merkez bankaları faiz oranlarını ayarlayarak, dolaşımdaki paranın kontrolünü sağlamaktadır.

Merkez bankaları, para politikası araçları ile para arzına müdahale ederek, fiyatlar genel seviyesini kontrol etmeyi amaçlar. Basit ifadesiyle enflasyon ve deflasyon gibi kriz halleri ile karşılaşmamak için para arzını azaltıp artırmaktadır. Para arzının artırılması genişletici; kısılması ise daraltıcı para politikası ile sağlanır.

Para arzının çeşitli tanımları vardır ve tanım sayıları ile içerikleri, her ülkeye göre farklılık gösterebilmektedir. Örneğin; ülkemizde para arzı 2 grupta toplanır. Bunlar; dar ve geniş anlamda ifadeleriyle anılırlar. Dar anlamda para arzı, yalnızca M1 şeklinde tanımlanırken, geniş anlamda M2 ve M3 tanımları kullanılır. Peki, bunlar neyi ifade eder?

Para Arzı Tanımları Nelerdir?

Para Arzı Tanımları Nelerdir?Ülkemiz için ele aldığımızda dar ve geniş anlamda para arzı, yukarıda da anlattığımız gibi M1, M2 ve M3 gibi tanımlarla ifade edilmektedir. Bu tanımlar ise ülke ekonomisinde dolaşan toplam para miktarını daha detaylı bir şekilde ifade etmektedir.

Şimdi bu tanımların detaylarına göz atalım:

M1 Para Arzı Tanımı

M1 para tanımı, dolaşımdaki paraya banka hesaplarında bulunan vadesiz mevduatların eklenmesi durumudur. Vadesiz mevduatlardan kasıt; Türk lirası ve yabancı para cinsinden vadesiz mevduatlar ile kıymetli maden vadesiz depo hesaplarıdır. Bu hesaplara TCMB’dekiler de dahil edilmektedir. Bunların toplamı ise M1 para arzı tanımını vermektedir. Ayrıca her an parasal işlemlerde kullanılabilecek para stokunu göstermektedir.

Dolaşımdaki para ile kastedilen ise emisyon (TCMB’nin basıp piyasaya sürdüğü banknotlar) ile madeni paraların (Hazine’nin basıp piyasaya sürdüğü) toplamından, bankaların kasasında kalan banknotlar ve madeni paralar çıkarılarak bulunur. Bu tanım, M0 olarak da görülür.

M1 para arzı tanımına yalnızca dolaşımdaki paranın alınmasının nedeni ise bankaların kasasında kalan nakit değerlerin, hiçbir ekonomik işlemde potansiyel olarak kullanılamamasıdır. Dolaşımdaki para dışında fiziki olarak işlem yerine kaydi para olarak işlem yapma imkanı bulunmaktadır.

Türk lirası vadesiz mevduatları bu amaçla her an kullanılmaktadır. Aynı işlemlere dövizler de söz konusu olmaktadır ve potansiyel kaynak olarak görülmektedir. Ayrıca her az TL cinsinden vadesiz mevduatlara dönüşme kabiliyetleri bulunmaktadır. Kıymetli maden vadesiz depoları için de aynı şeyler söylenebilmektedir. Bu hesaplar, altın ve gümüş cinsinden açılan mevduatlar şeklindedir.

M2 Para Arzı Tanımı

M1 ile kıymetli maden vadeli depo hesapları, TL ve yabancı para cinsinden vadeli mevduatların toplamı, M2 para arzı tanımını oluşturmaktadır. Bu hesaplara, TCMB’dekiler de dahildir. Geniş anlamda para arzı tanımlarından olan M2’ye vadeli mevduatların dahil edilmesinin nedeni, yatırım tutarlarının vadede kendiliğinden vadesiz mevduata dönüşebileceğidir. Ayrıca gelecekteki potansiyel M1’e göstermesidir.

Ülkemizi ele aldığımız zaman, mevduatların ortalama vadesinin kısa olduğu ve bu dönüşüme potansiyelinin yüksek olduğu görülmektedir. yine de vadeli mevduatların büyük bir kısmının vadesinden önce yatırımcı tarafından bozdurularak her an vadesiz mevduata veya dolaşımdaki paraya dönüşme ihtimali vardır.

M3 Para Arzı Tanımı

M2 ile repo ve para piyasası fonlarının toplamı, M3 para arzı tanımını oluşturmaktadır. Repo ve para piyasası fonları, genel olarak çok kısa vadeli oldukları için her an dolaşımdaki paraya veya vadesiz mevduata dönüşebilirler. Hatta bazı tanımlarda bankaların ihraç ettiği menkul kıymetlerin de M3 tanımına dahil olduğu görülebilir.

Yukarıdaki para arzı tanımlarını daha akılda kalıcı olmaları amacıyla şu şekilde formülize edebiliriz:

  • M0 = Dolaşımdaki Para – Banka Kasalarındaki Paralar
  • M1 = M0 + TL ve YP Vadesiz Mevduatları ile Kıymetli Maden Vadesiz Depoları
  • M2 = M1 + TL ve YP Vadeli Mevduatları ile Kıymetli Maden Vadeli Depoları
  • M3 = M2 + Repo ve Para Piyasası Fonları + Bankaların İhraç Ettiği Menkul Kıymetler

Para Arzı Nasıl Ölçülür?

Para Arzı Nasıl Ölçülür?Para arzının önemli olmasının en temel nedeni, ekonomiye dair bir gösterge olmasıdır. Elbette önemi bununla sınırlı değildir. Hepsinden önce Gayri Safi Yurt İçi Hasıla, para arzı ile hesaplanabilmektedir. Irving Fisher’ın Fisher Denklemi ile para arzı üzerinden GSYİH hesabı yapılabilir. Bu hesaplama şu şekildedir:

M * V = P * T = GSYİH

M: Dolaşımdaki para miktarı
V: Paranın dolanım hızı
P: Fiyatlar genel düzeyi
T: İşlem hacmi

Bu denklemle birlikte ekonomide en önemli noktalardan biri olarak görülen, paranın bir yıl içinde kaç kez el değiştirdiği hesaplanmaktadır. Paranın dolanım hızı, bir ekonomide genellikle bir yıl içinde ekonomik ve ticari işlemleri gerçekleştirmek için para biriminin ortalama olarak kaç kez el değiştirdiğini ifade etmektedir. Bu hızın artması, likiditeye olan talep artışını gösterir. Bu ise enflasyonda artışa neden olur.

Para dolanım hızı şu formülle hesaplanmaktadır:

V = Y / M

Buradaki Y, GSYİH oranını ifade etmektedir. M olarak hangi tanımın alınacağı ise ülkelere göre değişiklik göstermektedir. Ülkemizde genel kabul, M2 para arzı tanımıdır. Burada bir örnek vermek gerekirse; 2018 yılı GSYİH oranını 3.200 milyar TL ve M2’yi 1.700 milyar TL olduğunu varsayalım. Bu durumda 2018 yılı para dolanım hızı formüle göre yaklaşık 1,9 olacaktır. Yani 2018 yılında Türkiye’de her bir para birimi yılda 1,9 kez el değiştirmiştir.

Para arzı ölçümlemesinde kullanılan bir grafik de mevcuttur. Bu grafik, para arzı eğrisi olarak tanımlanmaktadır.

Para Arzı EğrisiPara arzı artırıldığı zaman, Ms1 sağa kayacaktır ve merkez bankası tarafından azaltılacaktır. Para miktarı ise Q1’den Q2’ye doğru düşmektedir. Sonuçta da eğri, sola kayacaktır. Toplam para arzı ile talebi yeni bir faiz oranında dengeye ulaşacaktır. Para arzı azaltıldığında ise faiz oranının İ1’den İ2’ye yükseldiği grafikte görülmektedir.

Para Arzı Neden Önemlidir?

Para Arzı Neden Önemlidir?Para arzı ekonomide en çok incelenen konulardan birisidir. Bunun nedeni, para arzı ile fiyatlar genel düzeyi arasında güçlü bir bağ bulunmasıdır. Toplam satın alma gücü olarak da tanımlanabilen para arzı; yatırım, üretim ve ticari faaliyetler için gereken kaynakları sağlaması açısından önemlidir.

Aynı zamanda bütün ekonomik faaliyetlerin dayanağını oluşturan toplam talebi belirlemesi açısından da önem arz etmektedir. Dolayısıyla fiyat istikrarının sağlanabilmesi adına reel arz olanakları ve para arzı arasında belli bir dengenin dinamik bir şekilde kurulup kontrol edilmesi gerekmektedir.

Para arzındaki değişiklikler, ekonomik gelişmelerin önemli nedenlerinden de olabilir, sonucunda da ortaya çıkabilir. Bu yüzden para arzının kontrolünde, önce içinde bulunulan durumun anlaşılması gerekir. Daha sonra en uygun araç ve politikalar seçilerek parasal gelişmelere neden olan faktörlerin, etki ağırlıklarının ayrıntılı olarak bilinmesi büyük bir öneme sahiptir.

Para arzı, ekonomi hakkında önemli bilgiler veren bir göstergedir. Enflasyon, faiz oranları gibi temel ekonomik kavramları etkilemesi nedeniyle de sürekli kontrol altında tutulan bir konudur. Merkez bankalarının para politikası toplantılarının nefesler tutularak beklenmesinin de nedeni budur. Çünkü merkez bankası, para arzı konusuna göre faiz oranlarında değişikliğe gidecektir ve enflasyonu kontrol altında tutmaya çalışacaktır.

Eğer bir ülke ekonomisinde para arzı çok artış gösterirse faiz oranları düşer ve enflasyon oranı yukarı yönlü hareket eder. Tersi durumda yani para arzının azaldığı zamanlarda faiz oranları yükselir ve fiyatlar ile üretimin azaldığı görülür. Bu durum ise işsizlik başta olmak üzere üretim kapasitesinin yetersiz kullanımı gibi birçok soruna neden olur. En nihayetinde de deflasyon, ekonomik depresyon gibi kriz hallerine sebep olur.

Para Arzını Etkileyen Faktörler

Para Arzını Etkileyen FaktörlerMerkez bankasının kontrolünde olan para arzına, çeşitli para politikası araçları ile müdahale edilmektedir. Bu araçlar; zorunlu karşılıklar, iskonto oranı, açık piyasa işlemleri, reeskont kredileri, döviz işlemleri, faiz oranları politikası şeklinde sıralanabilir. Bu politika araçlarında yapılacak değişiklikler, para arzını etkileyen faktörlerin başında gelmektedir.

Para politikası araçları dışında para arzı tanımlarını oluşturan bileşenler de artış veya azalışı etkileyen faktörlerdendir. Yani bankalardaki Türk lirası veya yabancı para cinsinden vadeli ya da vadesiz mevduat hesaplarının sayısındaki değişiklikler, para arzında da değişikliğe neden olacaktır. Aynı şekilde dolaşımdaki paranın değişmesi, bankaların aşırı rezerv bulundurma istekleri ve vatandaşın nakit tutma alışkanlıkları, para arzı üzerinde etkili olan faktörlerdir.

Para arzını etkileyen faktörleri daha akılda kalıcı olması amacıyla yukarıda formülize ettiğimiz M1, M2 ve M3 tanımlarını oluşturan bileşenler olarak görebilirsiniz. Bu bileşenlerle doğru orantılı olarak para arzında artış veya azalış meydana gelecektir.

Para talebinde artış, gelirlerdeki artış (ücretler, diğer maliyetler, karlar, rantlar), faizlerdeki düşüş, para arzını artıran nedenlerdir. Ayrıca krediler tarafında ise para talebine bağlı olarak artış görülebilir. Kamu harcamalarının artması ve kamu gelirleri ile sağlanamaması durumunda doğan açıklara bağlı olarak da para arzı artabilir.

Özel sektörün kredi talebindeki artış, bankaların kredi arzını artırır ve bu durum doğal olarak para arzında artışa neden olur. Bankaların topladıkları mevduat hacmine bağlı olarak para arzı artışı görülebilir. Mevduatlar arttıkça, bankalar daha fazla kredi verebilir ve bu şekilde yine para arzında artış gözlenir.

100.000 TL sanal para ile VİOP işlemlerini risk almadan öğrenmek için buraya tıklayın.

Hakkında Aysun Bayhan

Borsa, forex ve türev piyasalar hakkında uzun süredir araştırmalar yapıyorum. Edindiğim bilgileri Borsanasiloynanir.co aracılığıyla kaleme alıyorum. Piyasalardaki yenilikleri ve bilinmesi gereken detayları takip ederken; yeni yatırımcılar için önemli bilgileri bir araya getirerek paylaşıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir