Borsa Nasıl Oynanır, Nasıl Para Kazanılır?
  1. AnaSayfa
  2. Para Dünyası

Enflasyon Nedir? Nedenleri Nelerdir? Yükselmesi Ne İfade Eder?

Yükselmesiyle birlikte biraz daha fakirleşmemize neden olan enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli yükselmesidir. Şimdi hakkında bilinmesi gerekenlere göz atalım:

Enflasyon Nedir? Nedenleri Nelerdir? Yükselmesi Ne İfade Eder?Ülkemizde ekonomi tarihinin 1 numaralı belalarından biri olarak görülen tüketici fiyatları, paranın satın alma gücünü ortaya çıkaran bir unsurdur. Yani TÜFE oranı yıllık yüzde 10 ise 100 liraya aldığınız malı, 110 liraya almaya başlarsınız. Aynı şekilde 2007 yılında 200 gram ekmeğe 35 kuruş öderken, 2018 yılında 1 lira ödemeniz enflasyonun alım gücünü azalttığının en iyi örneğidir.

Üzerine çok fazla yazılıp çizilen bu konu, bir ülkenin ekonomi yönetimi ve merkez bankaları için en büyük sorunlardan birisidir. Yalnızca ülkemizde değil, tüm ülkelerde bu durum ile mücadele etmek, ilgili kurumların birincil görevleri arasında yer almaktadır. Doğal olarak başarıları da bunun gibi verilere göre belirlenmektedir.

Şimdi ne olduğunu, nelerden kaynaklandığını, yükselmesinin ne ifade ettiğini ve yüksek olmasının sonuçları gibi konulara göz atalım:

Enflasyon Nedir?

Enflasyon Nedir?Kabul edilmiş en genel tanımı; bir ülkede mal ve hizmetin satın alındığı fiyatın, sürekli artış göstermesidir. Diğer bir tanımda ise fiyatlar genel düzeyinin sürekli artmasından ve paranın değerinin düşmesinden bahsedilir. Fiyatlar genel düzeyi, piyasada alım – satıma konu olan mal ve hizmetlerin belli bir dönemdeki ortalama fiyatlarıdır.

Yukarıdaki tanıma bağlı olarak, tek bir ürünün fiyatının artmasından veya fiyatın bir kereliğine yükselmesinden bahsedilmediğini anlamışsınızdır. Çünkü bu konudan bahsederken, tek bir maldan değil, bir mal ve hizmet grubundan bahsedilir. Bu mal ve hizmet grubu, ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından belirlenmektedir.

Yıllık TÜFE Değişimi - 2018
Kaynak: TÜİK – Yıllık TÜFE Değişimi – 2018

Bu durumdan bahsedebilmek için 2 unsur gerekiyor. Bunlardan biri; fiyatların değil, fiyatlar genel düzeyinin artmasıdır. İkincisi ise bu artışın sürekli olmasıdır. 2018 yılında Türkiye’de TÜFE 20,30 oldu dendiği zaman anlamanız gereken; 100 liralık malın 120,30 liraya alınacağıdır. Grafikte bu artış net bir şekilde görünmektedir. Ülkemiz için belirlenmiş hedef yüzde 5 civarındayken, bu rakamdan ne kadar uzaklaşıldığı da anlaşılmaktadır.

Genel olarak fiyat artışı ve hayat pahalılığı ile karıştırılmaktadır. Fiyat artışı dediğimiz şey, bir malın fiyatının sürekli artması veya genel olarak malların fiyatlarında bir kereliğine artış gözlenmesidir. Bu tamamen farklı bir durumdur. Hayat pahalılığı da bir yerde fiyatların başka bir yere göre yüksek olması şeklinde tanımlanır.

Örneğin; İngiltere’de ayakkabı fiyatları, Türkiye’ye göre yüksek olabilir. Bu, İngiltere’de tüketici fiyatlarının Türkiye’den yüksek olduğu anlamına gelmez. Ayakkabı fiyatları geçmiş TÜFE oranlarına göre artmış ve günümüzde bu oran yüzde 2 civarında olabilir. Bu durumda, İngiltere’de hayat pahalılığından söz edilebilir. Aynı şekilde İngiltere’de ayakkabı fiyatlarının artması, sadece fiyat artışıdır.

En önemli özelliği; toplam mal ve hizmet arzının, toplam talebi karşılayamaması durumudur. Merkez bankalarının öncelikli görevleri arasında olan bu kavram, alım gücünü düşüren bir orandır. Hedef olarak belirlenen oran ise fiyat istikrarını göstermektedir. Yani insanların tüketim, yatırım ve tasarrufa yönelik yararlarında dikkate almaya gerek duymadıkları ölçüde düşük bir TÜFE oranının sürekliliğine ifade etmektedir.

Enflasyonun Nedenleri Nelerdir?

Enflasyonun Nedenleri Nelerdir?Nedenleri uzun yıllar boyunca iktisatçılar tarafından tartışılmasına rağmen net olarak “şu faktörlere bağlıdır” denememektedir. Bunun yerine 2 teori üzerine odaklanılmıştır. TCMB ise 4 farklı madde ile bir ekonomide görülmesinin nedenlerini tanımlamaktadır.

Talep ve maliyet (arz) enflasyonu herkes tarafından kabul gören nedenlerdir. Buna ek olarak TCMB, para arzı ve beklentiler olarak 2 neden daha belirtmektedir. Şimdi bu nedenlere göz atalım:

Talep Enflasyonu

Satın alma gücünün fazla olduğu, piyasadaki ürünlerin ise az olduğu durumdur. Yani talebin arzdan daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Para arzındaki artışın, tüketimi artırması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Üretilip piyasaya sürülen mal ve hizmetlerin, talebi karşılayamaması sonucunda fiyatlar yükselmektedir. Bu durumda para arzının, paraya olan talepten daha fazla artmış olması TÜFE oranlarında da artışa neden olmaktadır.

Aşağıdaki grafikte talepte görülen artış yani AD noktasından AD1’e ilerlemeyle; üretilen mal ve hizmet miktarında bir miktar artışa yani Y noktasından Y1 noktasına ilerlemeye neden olmuştur. Buna karşın fiyatılar P noktasından P1 noktasına doğru artmıştır. Bu durumda; ekonomideki toplam üretimi yani GSYİH’i artıracak yatırım ve teknolojik hamleler, verimliliği artıracak gelişmeler olduğu halde, arz eğrisi sağa doğru kayacaktır. Bu şekilde fiyat artışı sınırlı kalacakken, tersi durumda fiyatlardaki artış devam edecektir.

Talep Enflasyonu Grafik ile GösterimKarşılıksız para basılması yoluyla artırılan para arzı, bireylerin tüketim talebini artırmakta ama üretimin aynı hızda artmasına bir etkide bulunmamaktadır. Böylece bireyler sınırlı sayıda üretilen mal ve hizmet için daha fazla para ödemeyi kabul etmektedir. Bu durum ise oranlarda yükselişi beraberinde getirmektedir.

Para Arzı

Bir önceki neden ile birbirine bağlantılıdır. Para arzının artmasıyla yatırım ve tüketim harcamaları artar, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşur. Bu şekilde de yükselmiş TÜFE için gerekli zemin hazırlanmış olur.

Maliyet (Arz) Enflasyonu

İkinci teori ise arz veya maliyet ismiyle anılmaktadır. Bu teoride, şirketlerin maliyetleri arttığında, kar marjını korumak için fiyat artırılmaktadır. Artan maliyetler ise ithalatın ücret, vergi veya öngörülemeyen diğer maliyetler gibi durumları içermektedir.

Yüksek olan talebi karşılamak isteyen üreticiler, üretim kapasitelerini artırmak için yeni yatırımlar yaparlar. Yatırımların beraberinde getirdiği yeni maliyetler nedeniyle fiyatlar artırılmak istenir. Bu şekilde de taleple oluşan neden, maliyet enflasyonunu beraberinde getirmiş olur.

Grafik yardımıyla anlattığımızda ise arzın düştüğü yani AS noktasından AS1 noktasına gerilediği ve fiyatların arttığı durumdur:

Arz Enflasyonu Grafik ile GösterimÜlkemizdeki söz konusu olan türün maliyet olduğu bilinmektedir. Çünkü birçok sektörde üretim tamamen veya kısmen ithal ürünlere bağlıdır. Özellikle son yıllarda döviz kurlarında görülen yükselişle birlikte üretim maliyetlerinin anormal şekilde yükselmesi tüketici ve üretici fiyatları endekslerinin tetikleyicisi olmuştur. Pek çok kalemde dolara endeksli olan üretim, dolar kurundaki yükselişle birlikte maliyetlere yansımakta ve fiyatlar yükselmektedir.

Yine de Türkiye bu sorunu tek bir kaleme indirilemez. Birçok farklı nedene bağlı olarak artış gözlenmiştir. Uzun yıllar boyunca bu sorunla yaşayan Türkiye, para arzı ve kontrolsüz kredi akışları gibi farklı unsurları da beraberinde getirmiştir. Tüm bunlar bir araya geldiğinde ise Türkiye’de bu sorun büyüyen bir deve dönüşmüştür.

Beklentiler

Bu durum, ekonomideki birimlerin bir sonraki dönem fiyatlar genel düzeyinin artacağı beklentisi ile fiyatlarını artırması mantığına dayalıdır. Gelecek yıl artış beklentisiyle hareket eden bir üreticinin fiyatları artırması ve zam yapması ile oluşmaktadır.

Tüketici ve üreticilerin, gelecekte fiyatların yükselmeye devam edeceği yönündeki beklentileri de bir etkendir. Bu beklentilerin güçlenmesiyle birlikte ücret talepleri aracılığıyla mal ve hizmet fiyatları artar. Dolayısıyla fiyatlar genel düzeyinde bir artış sürekli hale gelerek bu soruna neden olur.

Enflasyonun Etkileri Nelerdir?

Enflasyonun Etkileri Nelerdir?Ülke genelinde hedef olarak belirlenen seviyelerin üzerindeki yüksek TÜFE oranları, bir ülkeyi çok yönlü etkiler. Şimdi bu yönlere ve nasıl etkiler çıktığını inceleyelim:

Gelir Dağılımı: Toplumda, üretici kesimin gelir seviyesi yüksektir ve fiyatları enflasyona göre belirlerler. Hatta daha fazla zam yaptıkları da bilinmektedir. Memur ve düşük ücretli işçiler ise gelirlerini buna göre ayarlayamazlar. Kısaca zengin daha zengin olurken, fakir daha da fakirleşir.

Dış Ticaret: Ülke içindeki malların fiyatları sürekli artarken, vatandaş ihtiyaçlarını daha ucuz ülkelerden karşılamak ister. Sonucunda ithalat artarken, ihracat azalıyor. Böylece dış ticaret açığı artarak, krizlere neden oluyor.

Yatırım ve Tasarruflar: Zengin kesim yatırımlarını spekülatif tarafa çeker. Ayrıca yatırımlar azalırken, işsizlik ortaya çıkar. Fakir kesim ise alım güçlerinin düşmesiyle birikimlerini tüketime ayırır.

Maliye: Yüksek enflasyon ortamında devletin vergi gelirlerinde azalma gözlenir.

Kaynaklar: Spekülatif alanlarda yani döviz, borsa, faiz gibi kaynaklar, rasyonel olmayan alanlarda kullanılır. Sonucunda israf edilmiş olurlar.

Bankalar: Bankaların verdiği faiz oranları, tüketici fiyatları endeksinin altındaysa veya eşitse kimse bankadan para almaz. Bu şekilde bankaların kârı düşer. Nominal faiz oranlarının, reel faizden düşük olduğu durumlar yatırımların azalmasına neden olur.

Şirketler: Talep devamlı olduğu için şirket yöneticilerinin ve çalışanlarının başarısızlığına neden olacaktır. Çünkü üretilen her mal satılacağı için kalitesi anlaşılmayacaktır. Dolayısıyla bu rahatlık başarısız olmalarına neden olacak ve çalışanların verimi düşecektir.

Enflasyonun Yükselmesi Ne İfade Eder? Sonuçları Nelerdir?

Enflasyonun Yükselmesi Ne İfade Eder? Sonuçları Nelerdir?En basit haliyle, paranın alım gücünün düşmesi demektir. Girişte bahsettiğimiz gibi 2007 yılında 200 gramlık ekmeğin fiyatı 35 kuruşken, 2018 yılında 1 lira olmuştur. Yani 2007 yılının 35 kuruşu, bugünün 1 lirası değerindedir. O günden bugüne artan oranlar ile paranın değeri düşmüştür.

İstenmeyen bir ekonomik olaydır. Ekonomi haberlerini takip ettiğiniz zaman, her ülkenin bu oranları kontrol altında tutmak için çaba gösterdiğini görürsünüz. Çünkü bu vatandaşların huzuru için de önemli bir kriterdir. Dolayısıyla siyasi bir önemi de bulunan oranların kontrol alıntıda tutulması için hem merkez bankaları hem de hükümetin ekonomi yönetimi mücadele göstermektedir.

Yukarıda anlattığımız gibi 4 farklı nedene bağlı olarak yükseliş gözlenir. Kısaca tekrar etmek gerekirse; toplam talebin, toplam arzdan fazla olması ve üretim maliyetlerinin artması ile fiyatlar yükselir. Bu yükseliş ise oranlarda artışı beraberinde getirir. Elbette bu yükselişler tek bir üründe değil, bir mal sepetinde olmalıdır. Aynı zamanda sürekli hale gelmelidir.

Enflasyon Yükseliş NedenleriGenel olarak iki şekilde ele alınır. Bunlardan birincisi, beklenen olarak tanımlanır ve bu sonuca insanlar uyum sağlar, etkisi az hissedilir. İkincisi ise öngörülemeyendir. İşte bu tür, ekonomide ve sosyal yaşamda kalıcı etkileri gözlenebilir. Aşağıda sıraladığım olaylar örgüsü şeklinde birbirini takip eden sonuçlar, öngörülemeyen oranların etkileridir.

Oranların yükselmesi ile paranın değeri düşer ve elde bulunan paranın alım gücü azalır. Kıt olan kaynakları tüketiciye paylaştırmak ise büyük bir sorun haline gelir. Merkez bankaları artışı azaltmak için piyasaya daha fazla para arz eder. Bu arz sonrasında da yerli paranın değeri düşer ve eldeki para ile daha az mal – hizmet alınmaya başlanır. Dolayısıyla ülkede refah seviyesi düşer.

Oranlardaki artışla ülkedeki refah seviyesinin düşmesini önlemek için ücretlerde artış yoluna gidilmezse toplumda gelir dağılımı bozulur ve adaletsizlik oluştur. Gini katsayısı ülkedeki gelir eşitsizliğinin en iyi göstergesidir. Gini katsayısı 0 – 1 arasında bir değer alır ve 0’a yaklaşırken eşitlikten, 1’e yaklaşırken eşitsizlikten söz edilir. Türkiye’de 2017 yılında bu katsayı 0,405 olarak belirlenmiştir ve bu yüksek bir orandır.

Türkiye 2017 Yılı Gini Katsayısı Tablosu
Kaynak: TÜİK – 2017 Türkiye Gini Katsayısı

Yüksek TÜFE oranlarına sahip olan bir ülkenin piyasasına girişimciler yeni istihdam alanları kurmak istemezler. Bunu riskli olarak görürler ve ellerindeki nakit parayı döviz, altın, gayrimenkul gibi ürünlerle değerlendirerek daha çok kazanmayı amaçlarlar. Enflasyonun borsa üzerine etkileri sürekli araştırılmasına karşın bariz bir ilişkisi bulunamamıştır. Yalnızca öngörülemeyen oranlar sonucunda dolaylı bir ilişki olduğu gözlenmiştir.

Daha cazip olan yatırım koşulları nedeniyle üretim yapmak eskisi kadar tercih edilmeyen bir durum haline gelir. Bu durum ise ülke ekonomisinde dalgalanmalara neden olur ve üretime yönelik girişimlerin azalmasıyla istihdam da azalır ve ülke ekonomisi daralmaya başlar.

Ülkedeki oranların artmasıyla birlikte düşük TÜFE oranlarının olduğu ülkelerden mal girişi artar ve ülkedeki bütçe açığı artmaya başlar. Bütçe açığı arttıkça giderleri karşılamak için başka ülkelerden borç alınır ve dış borçlanma artar. Dolayısıyla diğer ülkelerle olan ekonomik rekabet gücü azalır. Tüm bunlar yabancı yatırımların azalmasına neden olur.

Yabancı yatırımların ülkeden kaçmasıyla birlikte istihdam durma noktasına gelir, emeğin karşılığı olan ücretler düşer ve işten çıkarmalar artar. Bu olumsuz durumlar ise toplumu hem ekonomik hem de psikolojik anlamda dibe sürükler.

Özetle;

  • Yüksek TÜFE riski, düşük gelirli aileler üzerinde gerileme etkisi yaratır. Su, ısınma, yiyecek gibi temel ihtiyaçların hızlı bir oranda yükselmesi ile gerileme yaşanır.
  • Yükselen oranlarla reel gelirlerde düşüş meydana gelir. Dolayısıyla milyonlarca insanın ücretlerinde azalma yaşanır.
  • İşletmeler için daha yüksek borçlanma maliyetleri ortaya çıkar.
  • Tasarruf hesaplarındaki faiz oranları, TÜFE oranından düşükse kendi tasarruflarından yararlanan insanları olumsuz etkiler.
  • Bir ülkede önemli ölçüde ve uzun süredir yüksek bir TÜFE varsa ihracatının dünya pazarlarında da daha az rekabetçi olmasına neden olacaktır. Azalan ihracat ile ülkenin ticaret dengesi kötüleşecektir.
  • Yükselen oranlarla düşen ihracat, milli gelir ve istihdam üzerinde olumsuz etkiler yaratır.
  • Yüksek oranlar, yatırımlar için iyi değildir ve yatırımcıyı kaçırır. Buna bağlı olarak istihdam hızlı gerilemeye başlar ve emeğin karşılığı düşer.

Ek bilgi olarak oranların düşmesinin ne anlama gelip, ne anlama gelmediğine de kısaca bakalım. Düşmesi; fiyatların düşmesi, insanların alım gücünün artması, gelirlerinin yükselmesi değildir. Oranların düşmesi; fiyatların daha az artması, insanların alım güçlerinin daha az azalması ve bunların sonucunda da istikrar ile refah demektir.

Enflasyonun Varyasyonları Nelerdir?

Enflasyonun Varyasyonları Nelerdir?Tüketici fiyatları endeksinin gerçekleşme hızına ve beraberinde yaşanan olaylara göre çeşitli varyasyonları bulunmaktadır. Örneğin ekonomik durgunluk ile bir araya gelmesiyle birlikte stagflasyon adını almaktadır.

Gerçekleşme hızına göre; ılımlı, aşırı ve hiperenflasyon gibi varyasyonları bulunmaktadır. Gelişme sürecine göre; açık ve gizli olarak ikiye ayrılmaktadır. Aşağıdaki tablo, Türkiye’nin 2005 yılından 2018 yılının sonuna kadar olan yıllık TÜFE değişimlerini vermektedir. Aşağıdaki varyasyonlara göre bir değerlendirme yapabilirsiniz.

2005 - 2018 Arası Yıllık TÜFE Değişim Oranları
Kaynak: TÜİK – 2005 – 2018 Arası Yıllık TÜFE Değişim Oranları

Şimdi bu varyasyonlara göz atalım:

Klasik Tanıma Göre Varyasyonlar

Talep, maliyet, varlık, fiyat ve ithal olarak alt gruplara ayrılır. Nedenleri anlattığımız başlıkta talep ve maliyet varyasyonlarından bahsetmiştik. Şimdi varlık, fiyat ve ithal varyasyonlarını inceleyelim.

Varlık Enflasyonu: Hisse senedi, altın ve konut gibi varlıkların fiyatlarındaki artışı tanımlamak için kullanılır. Bu varlıkların TÜFE hesaplamalarına katılması tartışma konusudur ve küresel enflasyonun büyük oranda varlıklardan kaynaklandığı bilinmektedir. Aynı zamanda varlık fiyatlarının artmasıyla insanların daha zengin hale gelmesine neden olur. Bu iyi bir şey gibi algılansa da gelir eşitsizliğinin artmasına neden olur.

Fiyat Enflasyonu: Piyasa değerinin üzerinde talep edilen fiyatlar sonrasında karşılaşılan durumdur. Üretilen mal ve hizmetler için tüketici örgütlenmez veya satıcılar fiyat analizi yapmazsa, rekabet koşulları bozulmaya başlar. Sonucunda mal ve hizmet fiyatları, değerinin üzerinde satılmaya başlanır. Bu şekilde fiyat enflasyonu oluşur.

İthal Enflasyon: İthal edilen mal ve hizmetlerin fiyatındaki artıştan kaynaklanan bir varyasyondur. Uluslararası düzeyde yaşanan bir olaydır. İthalat ile enflasyon dış ekonomiden alınır ve iç fiyat seviyesi artmaya başlar. Dünya kur sisteminin en önemli nedeni olduğu bilinmektedir.

Gerçekleşme Hızına Göre Varyasyonlar

Ilımlı Enflasyon: Rahvan, sürünen ve sinsi isimleriyle de anılır. Fiyatlar genel düzeyindeki arışın düşük oranlarda olması halidir. Gelişmekte olan ülkeler için yıllık yüzde 4 ve altındaki fiyat artışlarını ifade etmektedir.

Aşırı Enflasyon: Bir ülkenin merkez bankası ve ekonomi yönetimi, beli bir hedef koyarak, buna ulaşmaya çalışır. Bu seviyenin çok üzerindeki oranlar ise yüksek ve dört nala enflasyon olarak adlandırılır. Ülke vatandaşlarının yaşam standardını ve satın alma gücünü düşürür. Gelir dağılımını ve makroekonomik dengelerin bozulmasına yol açar.

Yüksek orandaki tüketici fiyatları, ülkenin borçlanma maliyetlerinin de yükselmesine neden olacaktır. Bu durum ise ekonomik büyümeyi engelleyecektir. Hedef olarak belirlenen seviyeler ise düşük ve kontrol edilebilir olarak tanımlanırken, ekonomik büyümeyi desteklemektedir.

Hiperenflasyon: Yıllık yüzde 1000 veya aylık yüzde 50 seviyelerini aşan, paranın büyün işlevini kaybetmesine neden olan çok yüksek oranlı bir tiptir. Sepette yer alan mal ve hizmet fiyatlarının aniden yükseldiği bir varyasyondur.

Hiperenflasyon, bir bardak çayınızı içene kadar fiyatının iki katına çıkması şeklinde de tanımlanabilir. Venezuela’nın içinde bulunduğu durum da bu varyasyonun en temel örneğidir. Ülkede 2018 yılının ortasında yapılan bir araştırmaya göre; 10 adet orta boy havuç 3 milyon bolivar, bir paket pirinç 2,5 bolivar, 1 kilogram kırmızı et 9,5 milyon bolivar, 1 kilogram beyaz peynir 7,5 milyon bolivar, 1 adet tuvalet kağıdı ise 2,6 milyon bolivara denk gelmektedir.

Venezuela Enflasyon Oranı

Gelişme Sürecine Göre Varyasyonlar

Açık Enflasyon: Ekonomideki çeşitli yetersizliklerden kaynaklanan fiyatlar genel düzeyi artışları üzerinde otoritelerin herhangi bir kontrol mekanizması kurmaması veya işletmemesi ile ortaya çıkan varyasyondur. Fiyatlar arz ve talep mekanizmasıyla piyasa şartları içinde hiçbir yönetimsel etkileşim söz konusu olmaksızın oluşmaktadır.

Bu tür, talep fazlası veya maliyet yükselmesinden kaynaklanır. Fiyat artışları artık kümülatif bir hal almış ve yayılma seyrine girmiştir. Vatandaşlar fiyatların yükseleceğini ve devamlı hale geleceğini söylerler.

Gizli Enflasyon: Baskı altında tutulan olarak da tanımlanır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemlerde yaşanmaya başlanmıştır. Alınan tedbirlerle baskı altında tutulur. Şiddetli fiyat artışları ve genel dengesizlik halidir. Buna rağmen talep fazlası da bulunmaktadır.

Ekonomilerdeki dinamik yetersizliklerden kaynaklanan yüksek TÜFE’nin aşırı boyutlara ulaşmasını engellemek için oluşturulan doğrudan kontrol mekanizmasına rağmen yükselişin devam etmesi olarak da görülür.

Beraberinde Yaşanan Olaylara Göre Varyasyonlar

Stagflasyon: Tüketici fiyatları yüksek seviyelerde seyrederken, ülkede ekonomik durgunluğun da yaşanıyor olduğu varyasyondur. Ekonomik büyümenin durgunlaşmasına rağmen tüketici fiyatlarının artmaya devam ettiği, üretimin azaldığı, işsizlik oranlarının yükseldiği dönemlerdir.

Türkiye 94 Krizi Stagflasyon HaliGenel fiyatlar seviyesinin artışından kaynaklanmaktadır. 2018 itibarıyla Türkiye’nin içinde bulunduğu durum için söylenmeye başlanmıştır. Baş edilmesi en zor kriz hallerinden birisi olarak görülmektedir. Grafikte, Türkiye’de yaşanan 94 krizi ile stagflasyon durumu olgusu yaşandığı görülmektedir.

Slumpflasyon: En kötü kriz hallerinden birisi olan slumpflasyon, yüksek tüketici fiyatlarıyla birlikte ekonomide küçülmenin de yaşandığı kriz halidir. Stagflasyona göre daha zorlu bir mücadele sürecine işaret etmektedir. Türkiye’de 2009 yılında slumpflasyon olgusu ile karşılaşılmıştır.

Bu kriz halinde uygulanacak politikalar birbiriyle çakıştığı için zorlu bir süreçten bahsedilmektedir. Bir yandan tüketici fiyatları düşürülmeye çalışılırken, diğer yandan ekonomideki küçülmenin durdurularak, yeniden büyümeye geçmesi sağlanır. Ayrıca işsizlik artışı engellenip, istihdam artırılmaya çalışılır. Bunlar için uygulanacak politikalar ise birbiriyle çakışmaktadır.

Deflasyon: Fiyatlar genel düzeyinde sürekli düşüşün görüldüğü haldir. İlk başta iyi bir durum olgusu yaratır ve paranın satın alma gücü yükselir. Bir ülkede ekonomik faaliyetlerin durmasına, şirketlerin gelirinin düşmesine ve işsizliğin yükselmesine neden olur.

Ekonomide arz tarafında azalmaya neden olması nedeniyle para arzı, daha sonra kamu ve özel sektör harcamaları azalır. Tüketim talebi azalarak, para ile alım gücünün yükselmesine karşın işsizlik artış gösterir.

Dezenflasyon: Tüketici fiyatlarının düşmesi anlamına gelir. Yalnızca fiyatlar genel düzeyindeki artış hızının azalmasıdır. Yani tüketici fiyatlarının yüzde 20 düzeyindeki seviyelerden, yüzde 10 düzeyine inmesidir. Negatif tüketici fiyatları olan deflasyon ile karıştırılmasının nedeni de budur. İstenen bir durumdur.

Enflasyon Nasıl Hesaplanır?

Enflasyon Nasıl Hesaplanır?2 farklı endeksle hesaplanmaktadır. Bunlar; üretici ve tüketici fiyat endeksleridir. Üretici fiyatları aşamasında derlenen fiyatlarla hesaplanan endekse üretici fiyatları endeksi (ÜFE) denirken; tüketiciye nihai satış aşamasında derlenen fiyatlarla hesaplanan endekse tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) denir.

TÜFE, mal ve hizmetlerden oluşan bir sepetin aydan aya fiyatındaki değişimin ölçülmesiyle hesaplanır. Bu sepetin oluşturulması için de iki tür veri kullanılmaktadır. Bunlardan birincisi; mal ve hizmetlerin fiyatlarıdır. İkincisi ise hanehalkının bütçesinde bu sepetteki mal ve hizmetleri hangi ağırlıkta tuttuğudur.

TÜİK tarafından hesaplanan TÜFE, hanehalklarının tüketim harcamalarında yer alan mal ve hizmetlerin belirli zaman aralıklarında fiyatlarındaki değişimleri gösterir. ÜFE ise tarım, imalat, sanayi, madencilik ve enerji sektörlerinde üretimi yapılan malların, üretici tarafından yurt içi peşin satış fiyatlarındaki değişmeleri ifade eder.

TÜİK, TÜFE sepeti için 407 ürün kategorisinde yer alan 895 adet ürün çeşidinin fiyatını 28 bin civarında iş yeri ve 4200’den fazla konuttan her ay toplar. Ay içinde de fiyatları 4 kez derler. Her ayın 25’inden sonraki fiyat artışı ise bir sonraki ayın TÜFE oranına yansır.

TÜİK tarafından yapılan hesaplamada, iki dönem arasında Türkiye genelinden belirli sayıda aile seçilir ve bu ailelerin belirlenen süre içinde kullandıkları tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarını kaydetmesi istenir. Bu iki dönem arasındaki fiyatlar oranlanır. Baz olarak belirlenen başlangıç yılı ile içinde bulunulan yıl arasındaki oran TÜFE’dir.

Aylık veya yıllık rakamın belirlenmesinde kullanılan ÜFE, referans alınan dönemde ülke ekonomisinde üretimi yapılan ve yurt içine satışa konu olan ürünlerin, üretici fiyatlarını zaman içinde karşılaştırarak ölçer. Bu şekilde de ÜFE elde edilir.

2018 Yılı Yıllık Yi-ÜFE Değişim Oranları
Kaynak: TÜİK – 2018 Yi-ÜFE Oranları

Para politikasının fiyat istikrarını ne kadar etkilediğini daha yakından izlemek adına bazı mal ve hizmet gruplarının, dönemsellik ve mevsimsellik gibi unsurların dışlanması ile farklı fiyat endekslerini oluşturulmuştur. Bu endeksler ile hesaplanan oran, çekirdek enflasyon olarak tanımlanır.

Enerji ve gıda fiyatlarının dışsal şoklara olan duyarlılığı ve dolayısıyla oynaklığı fazladır. Aynı şekilde ham petrol fiyatlarındaki ani artış enerji fiyatlarını, çok sıcak geçen bir yaz gıda fiyatlarını etkileyebilir. Bu nedenle çekirdek hesaplamasında, enerji ve gıda fiyatları genel olarak fiyat endekslerinden çıkarılmaktadır. TCMB, çekirdek göstergesini birbirinden farklı mal ve hizmet grupları için uygulayabilmektedir.

Okur Yorumları

Sponsorlu | 2023/4Ç Kar/Zarar %36.13/63.87%
Doviz Yatırımı
Sponsorlu | 2023/4Ç Kar/Zarar %36.13/63.87%
Doviz Yatırımı
AL SAT
Sponsorlu | 2023/4Ç Kar/Zarar %36.13/63.87%